31 10 2006

Gate of Heaven

Devamı

31 10 2006

31.Ekim.2006

Yağmurlu ve geç uyanılmış bir gün daha. Giderek artan huzursuzluğumun nedeni acaba gökyüzündeki kara bulutlar mı yoksa, içimdeki karanlık sular mı? işte bunun cevabını daha almayacağımı biliyorum. Az sonra Okul öncesi sınıfına öğretim dersim var. Bugün uzun bir slayt beklemiyorum ama :) bakalım yine de belli olmaz öğrencilere. Hala  ev taşıma derdindeyim ve bulamadım bir yer henüz. Aslında bir iki yere baktım ancak istediğim gibi değil. bir de şu tokiler bitmiş olmasına rağmen yarım yamalak teslim edilmesi beni öldürüyor. İki gündür nerelerdeydim, bilmiyorum. Dün gece serpin evine çay içmeye gittik, saime ben funda, sonra fallar açıldı, kim kimi ne kadar seviyor öğrenildi :) Tiyatro kulubu hakkında konuşuldu :) falan filan. Şu sıralar yanlız hissediyor olmamın evde kimsenin olmamasıyla alakası büyük sanırım. Gecelerce oynanan oyunlar, izlenen bölük börçük filmler. :) Şimdilik yazacak çok şeyim yok. Bir kaç fotoğraf eklemek isterdim ama disktim kalmamış. En kısa zamanda bir  flash bellek mi alsam kendime :) Devamı

29 10 2006

Gidene

Deniz meltemleri alıp götürürken beni uzaklara Şimdi tek bir yaprağın bile kıpırdamadığı Sessiz çığlıklarla bezeli bir ormana döndü yüreğim. Biliyorum ki buna sebep Ne sensin Ne de sende yarım kalan her şey   İçimde bir yerlerde saklı Yarım ağız söylenmiş sözlerle Ve hep eksik cümlelerle dolu şiirler   Gidişin yeni değildi aslında Herkesi uğurlamaya alışkın yüreklerden Bir tanesiydim ben sadece, Okyanusta bir damla der gibi Çığda bir kar tanesi   İllaki söylenmeliyse son bir söz Gidişin kötü oldu Yine de Hoşça kal… ... Devamı

28 10 2006

28.Ekim.2006

Geç kal-k-manın dayanılmaz hafifliği, andreas vollenweider'in muhtesem müziği, Duru'yla ve arkadaşlarıyla yapılan bir MSN  görüşmesi, Burcu'nun gene kafasını ağrıtmam, dışarıdaki festivale karşılık burada olmam, evde jesus'un açlığı, Turkrock'a yazacak birşey bulamamam, Serpin'de çay içme isteğim, hala yeni bir ev arayışında olmak, ayakkabılarımı almamış olmak.... İşte koca bir gün :) sadece saat 16:20'den sonraya sıkıştırılmış koskoca bir gün. Şimdi dışarı çıkıp film almalıyım. Öğrenciler için sorular çıkartmalıyım. Başka bir gün öl, isimli bir bond filmi vardı değil mi :) Başka bir gün mutsuz ol olarak değiştiriyorum adını. düşündüm de bu andreas ne güzel çalıyor yahu. keyfim mi yerine geliyor unuttukça kimsesizliğimi :)   Devamı

27 10 2006

Ve birden

Ve birden kendimi yıllar önce terk edilmiş metruk bir bina babasız bir çocuk bir ayağı kırılmış oyuncak gibi hissettiren içimdeki o üşümeyi hissettim. ve birden kendimi Silinmemiş maillerde yazılı eski kırık dökük aşk öyküleri verilmiş, tutulmamış, tutulamamış ve acılar bulaşmış sözler arasında buldum. ve olsaydı tek bir dileğim en başa dönerdim. dedim kendi kendime. Onca acıyı sadece ben mi çektim? Yoksa çektirdiğim gazabından büyük müydü cehennemin bundan mıydı kimsenin tutmayışı elimi yeniden. keşke en başa dönebilseydim. Devamı

27 10 2006

27.Ekim.2006

Gecenin bu kadar geç bitmesinden midir yoksa bütün gece beni uyutmayan "Jesus"un çilesinden midir ya da ilk kalktığım saati beğenmeyerek uyumamdan mıdır, işte orasını çözemedim. Gün ortasını çoktan geçmiş sıcak ama yanlız (jesus'u saymazsak.) yatağından kalkıp, ev tutmaya gittik. Evin işlerini ayarladık gibi ama hepimizin içinde bir hoşnutsuzluk var ve bu nedenle yeniden bazı şeyleri görüşmeye gitmeden önce birşeyler karalayayım dedim. Aslında Serpin'e gidip çay içmek istiyordum ama vazgeçip buraya geldim. İçimi dökmek alır belki diye. Sıkıntımı. Dostların blog sayfalarını dolaştım önce, dün indirdiğim boşnakçalara yeniden baktım. eksik kalmış mı acaba diye. Tabi arada, uzaklardan sesime ses veren bir dostla mesajlaştım. Her ne kadar eksik gelse de yazdıkları. Önemli olan birine yazabilecek birşeylere sahip olmak değil mi? Şimdi farkettim ki bu klavyede bakmadan yazabiliyor olmak gerçekten hoş bir duygu. içimden aslında birşeyler geçiyor yazmak için, ama bir türlü geçmiyor üstüne bilincimin. Neyse.. Jesus demiştim ya, kim o? İsa mı? Yeniden reankarne oldu ve kedi olarak geldi :) İşin şaka kısmı, Jesus bizim yeni kedimiz..Daha bir kaç haftalık bir öksüz bir yetim. Neyse simdilik bu kadar. yazmak zor geldi bana.    ... Devamı

26 10 2006

Yaz-ma-lar

Bir gün akşama kadar kalabilsem bir şehirde keşke. :) yine düştük yollarına Burdur'un. Gelmesi güzel de geçmesek Çerçin'den Askeriye'nin önünden. Dolansak Isparta üzerinden... Sonrasında Serpin'e gittin çay içmeye birşeyler dinlemeye. :) Öncelikle ihtiyaç olan kafa dinlemeydi ya onu daha yeni yapıyorum. Nada Mamula saolsun, alıp götürüyor beni sesiyle uzaklara. Evde aç küçük kara bir kedi var. Onu nereden buldularsa yine :) bir de hafta sonu ev taşıma telaşı. Yazacak şeyler mi azaldı bu sıralar. Neyse yetsin bu kadar.   ekleme. 11 Kasımda düğün var. Ona gidemiyorum anasını satayım. Devamı

23 10 2006

Green Angel

  Devamı

20 10 2006

Gün-lük

Son zamanlarda çok mu kayıp hissediyorum kendimi.. Yaptıklarımdan tat mı alamıyorum. Günler beni çok mu yoruyor? Aslında herşey güzel. Kronik idare olayını aştım. Bir ev tuttum kendime. Sobalı, Emrah ve Özgür ile kalacağım şirin bir ev. kirası yüksek ama eğitime 800 metre ya var ya yok. Bugün beyzadem ile görüştük biraz. onu özlediğimi fark ettim ve onunla birlikte ne çok şeyi özlediğimi. Anlatmak isteyip de anlatamadığım onca şey olduğunu da bu satırları yazarken fark ettim. Ama size hayatımın saçmalıklarından bahsetmeyeceğim. Tanrı ile konuştum az önce. Sizin yaptığınız gibi sözler almak, umutlara sığınmak için değil, beni sınamasının ne zaman biteceği üzerine konuştuk. Aslında tam bir monolog havasında geçti, o konuştu ben başka yerlerdeydim, ben konuştum o duyma-mazlığa-dı- getirdi. Beni daha ne kadarla sınayacağını merak ettiğimi söyledim. Saçma sapan insanlardan ne zaman arındıracağını da. Sadece göreceksin demekle yetindi. Oysa istediğim bundan daha ötesiydi. ve o değil miydi zaten ben ne zaman birşey istesem beni istediğimden öteye düşüren. Az sonra animasyonlarla çocukluğuma, saklı krallığıma döneceğim. Eminim mutlu olduğum zamanları hatırlayıp daha fazla güleceğim. ve sizlerden uzak olduğum zamanı. Bazen kim olduğumu düşünüyorum, ne olduğumu ve ne olmam gerektiğini.. Hayır hayır bu değil kendimi bilmemek. Aksine kendimi çok da iyi tanırım ben. Kendi tanrımdan bile daha iyi. Sadece acaba şu olsaydım ne olurdu diye sorgulamalar yapıyorum ki, beni yakından tanıyan insanlar bilirler bunu, her durum için bir senaryo oluşturabilirim kendi kafamda. Bu sıralar ağır pişmanlıklar yaşıyordum, hatta intihar etmeyi bile denedim ama tanrım beni yanına almayı henüz düşünmediğini söyledi :) Ama bu pişmanlıklar Neptis hakkında değildi. Ya da o saçma salak dönem hakkında. Daha çok Fleez'den beri yaşadıklarımın bir pişmanlığıydı bunlar. Ama hepsini ben seçtiğim için ve olmasını istediğim herşeyi yaşadığımdan, duymam gerekmiyor bir pişmanlık aslında. Bazılar... Devamı

20 10 2006

Dövme-m

  İşte uzundur sorulan sorunun cevabı. Biraz photoshop ile düzeltip buraya koydum :) Devamı