05 03 2008

Marianne Faithfull

Marianne Faithfull, 1946 yılının bitmesine iki gün kala, 29 Aralık'ta, Londra'da, varlıklı kişilerin yaşadığı yer olarak bilinen Hampstead'de doğdu. Babası Binbaşı Robert Glynn Faithfull, Britanyalı bir asker ve öğretmen; yahudi olan annesi, aile kökleri Habsburg hanedanına kadar uzanan Viyana'lı Baroness Eva Erisso ise, Bertolt Brecht ve Kurt Weill ile çalışmış bir balerindi. Sülalenin en ilginç kişisi ise, hiç kuşkusuz, anne tarafından büyük amca olan ve yazığı "Kürkler içinde Venus" kitabı ile "mazoşizm" sözcüğüne isim babalığı yapan Avusturyalı soylu Leopold von Sacher-Masoch idi. 1964'de cafe'lerde folk şarkıları söylemeye başladı. Rolling Stones'un efsaneleşmiş isimleri Mick Jagger ve Keith Richards'ın ilgisini çekmesi de bu yolla oldu. Aynı yıl Mick ve Keith ilk ortak şarkıları "As Tears Go By"ı onun için yazdılar ve Marianne Faithfull'un profesyonel müzik yaşamı, 1964 yılında böyle başladı. Marianne Faithfull'u bu ilk şarkısını söylerken gösteren bir video kaydı buradan izlenebilir. Faithfull 1965'te Londra sanat çevrelerinin tanınmış ismi ressam, resim koleksiyoncusu ve galeri sahibi John Dunbar'la evlendi, bu evlilikten oğulları Nicholas doğdu. Dunbar eroin bağımlısıydı, kısa zamanda ayrıldılar. Ne var ki, bu evlilikten Faithfull'a oğlu Nicholas'dan başka, uyuşturucu bağımlılığı da kaldı. Ayrıldıktan sonra Marianne Faithfull ile Mick Jagger birlikte yaşamaya başladılar. 1960'larda ilk çıkışı da dahil yalnızca iki stüdyo albümü yapabildi. Mick Jagger, Rolling Stones'un "Sympathy for the Devil", "Beggars Banquet" (1968) gibi en güzel şarkılarını Faithfull için yazdı. Uyuşturucunun eşlik ettiği Jagger-Faithfull ilişkisi de doğal olarak güzel anıların yanısıra tatsız anılar da biriktirdi. Faithfull, uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle sokaklarda yaşadığı zor günlerde "Sister Morphine" şarkısının kendisine ait olduğunu ama Mick Jagger ve Keith Richards'ın şarkıyı sahiplenip altına kendi adlarını... Devamı

21 02 2008

Los Incas - El Cóndor Pasa

And dağlarında bugün çalınan müziğin kökleri, günümüzdeki Ekvador, Peru, Bolivya, Şili, güney Kolombiya ve kuzey Arjantin'i kapsayan bölgede hüküm sürmüş Inca uygarlığına kadar uzanır. Bu müziğin başlıca enstrümanları And dağlarına özgü bir tür pan-flüt olan "zampoñas", Armadillo adlı hayvanın bir zırhı andırır kabuğuna sap takıp, onüne deri gerilerek elde edilen, mandolini andırır "charango" ve efsanelerin çok, çok eskilerde kartal kemiğinden yapıldığını anlattığı, günümüzde kamıştan yapılan "khena" adlı kaval. "Zampoñas"ın tipik özelliği geleneksel olarak bir tam oktavı kapsamayacak biçimde üretilmeleri. Böylelikle herhangi bir melodinin seslendirilmesinde, birinin eksiğini öbürünün tamamlayacağı biçimde, birden çok "zampoñas" kullanılıyor ve enstrümanın sesi aynı anda birden çok yerden geliyormuş gibi bir atmosfer ortaya çıkıyor. 1950'lerin ikinci yarısında Jorge Milchberg tarafından kurulan Los Incas, geleneksel Inca müziğini XX. yüzyıla taşımayı amaçlıyordu. 1963 yılına kadar yerel bir topluluk olarak varlıklarını sürdürdüler. 1963'de "Simon and Garfunkel"in Paul Simon'ı, grubun besteleyip seslendirdiği "El Cóndor Pasa"'yı dinledi ve parçaya tam anlamı ile vuruldu. Bu melodiye İngilizce sözler yazdı ve bir zamanların hit Simon and Garfunkel parçası "If I Could" böyle doğdu. Parçanın kaydı, bu amaçla davet edilen Los Incas ile birlikte gerçekleştirildi. Grup bir anda dünya çapında ün kazandı. <hr> Los Incas - El Cóndor Pasa    01 Dos Palomitas (2:16) 02 El cóndor pasa (3:49) 03 Los Garceros (2:06) 04 El Gavilan (2:40) 05 Guantanamera (3:41) 06 La Boliviana (2:35) 07 Maria Chuchena (3:31) 08 La Bamba (2:44) 09 O Cangaceiro (3:38) 10 El Cuchipe (2:23) 11 El Humahuaqueno (1:59) 12 Que nadie sepa mir sufrir (3:17) 13 Huayno de le roca (2:03) 14 Munahuanqui (1:59) 15 Huahuallau Huahua (1:59) 16 A las orillas del Titicaca (1:58) <hr> Kaynak : http://muzik.gslportal.org/voxmundana/aciklama/los_incas.htm Dinlemek İçin ... Devamı

16 02 2008

Montserrat Figueras - Ninna Nanna

Monserrat Figueras, 7 Mart 1948'da İspanya'nın Katalan bölgesinin başkenti Barcelona'da doğdu. Babası viyolonsel çalıyordu. Ailenin müziğe yakınlığı onu da etkiledi. Küçük yaştan başlayarak müzik ve sahne eğitimi almaya koyuldu. Barok ve röneans müziklerini yorumlamasıyla tanınan Ars Musicae topluluğuna katılarak XVI. yüzyıl İspanyol müziği örneklerini yorumlamaya başladı. Ars Musicae'de tanıdığı, aldığı bir çok ödülün yanı sıra 2007'de "Kültürlerarası Dialog İçin Avrupa Büyükelçisi" seçilen Jordi Savall ile 1968 yılında evlendi. Monserrat Figueras, Jordi Savall çifti, evlendikleri yıl İsviçre'nin Basel kentine giderek, ünlü "Schola Cantorum Basiliensis" ile "Musik Akademie"'de eğitim görmeye başladılar. Burada Monserrat Figueras, erken dönem müziğin çekiciliğine kapılıp, bu alanda uzmanlaşmaya yönelirken, eşi Jordi Savall, "Schola Cantorum Basiliensis"'de hocası August Wenziger'in ayrılmasından sonra, eğitim kadrosunda onun yerini alacak, çift 1986 yılına kadar İsviçre'de kalacaktı. Çalışmalarını 1800 öncesi müziğine yönlendiren Figueras, Savall çifti 1974'de "Hespèrion XX" topluluğunu, 1987'de ise "La Capella Reial de Catalunya" korosunu kurdu. Yeni yüzyıla girdiğimizden bu yana "Hespèrion XX"'nin adı "Hespèrion XXI" oldu. Bu hafta dinlediğimiz ninnilerin büyük bölümünün orkestra düzenlemelerini Jordi Savall'a ait. Soprano Monserrat Figueras, her zamanki gibi operatik aristokrasin çok uzaklarında, sıradan bir köylü kadının ninnisine nasıl ruh katılacağının uygulamalı dersini verir gibi. Çiftin kızları Arianna, annesinin bu olağanüstü gösterisine babası Jordi Savall'ın yönetiği "Hespèrion XXI" topluluğunda barok harp çalarak katkıda bulunuyor. <hr> Montserrat Figueras - Ninna Nanna    01 Canção de emballar: Jose embala o menino [Anonim, Portekiz] (5:40) 02 Lullaby: My little sweet darling [Anonim, İngiltere] (3:59) 03 Lullaby: Koimnesou kaidemeno mou [Anonim, Yunanistan] (3:23) 04 Ladi... Devamı

08 02 2008

PEMBE PANTER & PEMBE PANTERİN DÖNÜŞÜ

Blake Edwards'ın 1963'de yazıp yönettiği filmin adı "The Pink Panther" idi. "Phantom" adıyla tanınan uluslararası elmas hırsızı Sir Charles Lytton (David Niven) belirli bir açıdan ışığa tutulduğunda ortasında sıçrayan bir panteri andıran lekesi nedeniyle "The Pink Panther/Pembe Panter" olarak bilinen elması çalmaya çalışıyordu. Film aslında başroldeki David Niven ile alımlı Claudia Cardinale üzerine kurgulanmıştı. Ne var ki yapımcılar filmin basit bir hırsızlık öyküsü olmasını istememiş, araya biraz da gülmece katmak için sakarlığıyla öne çıkan Fransız polis müfettişi Clouseau tipini, bir yan rol olarak senaryoya eklemişlerdi. Ne olduysa, sakar müfettiş Clouseau tipini İngiliz aktör Peter Sellers oynadıktan sonra oldu. Başta yardımcı rol olarak düşünülen müfettiş Clouseau, Peter Sellers'in olağanüstü başarılı oyunuyla filmin baş kişisi oluverdi. İş bu kadarla da kalmadı. Başrolde bu kez Clouseau'nun bulunduğu bir sürü devam filmi daha çekildi. The Return of the Pink Panther, serinin 1975'de çekilen üçüncü filmiydi. Ve tabi başrolde Peter Sellers, İngilizceyi yoğun bir Fransız şivesiyle konuşan, sakar Clouseau'yu canlandırıyordu. "Phantom" gene iş başındaydı, gene "The Pink Panther"'in çalınması söz konusuydu ama Sir Charles Lytton bu kez Christopher Plummer tarafından oynanmıştı. <hr> Film Müzikleri:PEMBE PANTER & PEMBE PANTERİN DÖNÜŞÜ    <hr> THE PINK PANTHERPEMBE PANTER (1963)Müzik: Henry Mancini 01 The Pink Panther Theme (2:40) 02 It Had Better Be Tonight (Instrumental) (1:49) 03 Royal Blue (3:14) 04 Champagne And Quail (2:48) 05 The Village Inn (2:39) 06 The Tiber Twist (2:53) 07 It Had Better Be Tonight (Vocal) (2:01) 08 Cortina (1:58) 09 The Lonely Princess (2:31) 10 Something For Sellers (2:52) 11 Piano And Strings (2:41) 12 Shades of Sennet (1:30) <hr>THE RETURN OF THE PINK PANTHERPEMBE PANTERİN DÖNÜŞÜ (1975)Müzik: Henry Mancini 13 The Pink panther theme (3:05) 14 The greatest gift ... Devamı

04 02 2008

Here Comes The Sun

here comes the sun, here comes the sun,and i say, it's all right. little darling, it's been a long cold lonely winter.little darling, it feels like years since it's been here.here comes the sun, here comes the sun,and i say, it's all right. little darling, the smiles returning to the faces.little darling, it seems like years since it's been here.here comes the sun, here comes the sun,and i say, it's all right. sun, sun, sun, here it comes...sun, sun, sun, here it comes...sun, sun, sun, here it comes...sun, sun, sun, here it comes...sun, sun, sun, here it comes... little darling, i feel that ice is slowly melting.little darling, it seems like years since it's been clear.here comes the sun, here comes the sun,and i say, it's all right.here comes the sun, here comes the sun.it's all right.it's all right. Devamı

29 01 2008

Saraca Inıma Me

Vasile Seicaru - Saraca inima me' Sabah sabah bir roman esintisi olsun içimizde.     Devamı

26 01 2008

Cihat AŞKIN - Istanbulin

  Cihat Aşkın'ın yeni albümü "İstanbulin", adını bir tür uzun ceketten alıyor. İstanbulin, 19. yüzyılın yenileşme hareketleri içinde halkın görüntüsünü değiştiren unsurlardan biri. Yakaları çeneye kadar uzanan ve düğmeyle iliklenen bir tür uzun ceket. Bir dönemi simgeleyen bu giysiye gönderme yapan albümde, aynı devrin tipik müzik örnekleri oyun havaları yer alıyor. Cihat Aşkın, Tanburi Cemil Bey, Nuri Halil Poyraz, Kemani Sebuh Ağa, Santuri Edhem Efendi, Sadi Işılay gibi saz müziğinin en önemli ustalarının yapıtlarını, XXI. yüzyılın modern keman repertuarına aktararak dinleyiciye ulaştırmayı amaçlamış. Bunların, sadece oyun havası deyip geçilecek eserler olmadığını söyleyen sanatçı, anlaşılan bu konuda biraz dertli ki, "Onların da klasik üslupta çalınması gerekiyor. Bu tarzda yazılmış ve bizim kültürümüzden çıkan bu oyun havalarını, biz ancak eski Türk filmlerinde izleyebiliyoruz." diyor. Aşkın'ın günümüz sanatçılarının bu oyun havalarını çok kötü seslendirdiklerini vurgulamaktan kendini alamadığı göz önünde tutulursa, "İstanbulin" albümü, belki de ele alınan eserler için bir tür referans niteliği kazanmakta. <hr>Cihat AŞKIN - Istanbulin    01 Çargah Oyun Havası Anonim (3:01) 02 Çeçen Kızı Tanburi Cemil Bey (5:50) 03 Sultaniyegah Sirto Anonim (5:30) 04 Hicaz Mandıra Anonim (3:20) 05 Hicaz Sirto Anonim (3:48) 06 İstanbul Kasap Havası Anonim (5:55) 07 Hicazkar Sirto Nuri Halil Poyraz (5:36) 08 Kürdilihicazkar Longa Kemani Sebuh Aga (3:26) 09 Kurtuluş Kasap Havası Anonim (2:47) 10 Nikriz Longa Tanburi Cemil Bey (2:52) 11 Şehnaz Longa Senturi Edhem Efendi (4:37) 12 Nihavend Longa Kemani Kevser Hanım (4:44) 13 Hora Martisorului Grigoras Dinicu (3:53) -------------------------------------------------------------------------------- Cihat Aşkın (keman)Serkan Çağrı (klarnet)Halil Karaduman (kanun)Yurdal Tokcan (ud)Orhan Osman (buzuki)Fahrettin Yarkın (vurmalı sazlar)Mustafa Özdemir (Karadeniz kemençesi)Hasan Gözetlik (trompet)<hr&g... Devamı

20 01 2008

Seth

Ama ben görürüm herşeyi ve duyarım Boşuna mı aldım adımı bir tanrıdan. Devamı

20 01 2008

N'ye

"Anladım ki hala anlamamışsın bensiz mutlu olunmayacağını lanetli bir izbe gibi ruhunu lekeledim pişmanlık duymasın bilirim yine de görmeyi umarım ruhunun ruhuma diz çöküşünü çünkü ben kötü birşey söylemedim sözcüklerim, ruhumun yırtıklarından sıyrılırken ruhunun delinmiş yelkenleri gibi değildi şimdi af dile belki hala merhamet kalmıştır o beğenmediğin yüreğimde.   Benim mutsuzluğuma kurulu hayatlar kendi yalancı mutluluklarında boğuldular ben hala ilerlerken yüzeyde onlar kirli derinliklerde karaya oturdular."   "Not a loser"   Şimdi Piaf çalarken ve bir hayli güldükten sonra coupling'de, içimde inanılmaz bir rahatlama duyuyorum. Sanki piaf ile paris sokaklarındayım. Kimbilir belki Amalia'nın okyanus kokusu teninden, Piaf'ın şarap tadındaki sohbetine geçmeliyim şu sıralar. Şarap demişken, sıcağını da soğunu da severim bu meredin. Şarap olsun, şarap gibi kadın olsun. Yarın yeni bir gün. Hep öyledir. Ama üzgünüm, yeni günler sadece kendini yenileyebilenler içindir. Yani üzgünüm. Kaybettin.... Devamı

19 01 2008

Cihat AŞKIN - Minyatürler

Cihat Aşkın, sadece Türkiye'de değil, dünyada da kendi neslinin önde gelen virtuoz kemancılarından. Genel müzik anlayışını ve 1998 yılında Mehru Ensari'nin piyanosu eşliğinde kaydettiği "Minyatürler" albümünü, kendi ağzından şöyle anlatıyor: "Ben kendimi bildim bileli müzikle haşır neşirdim. İlkokul yıllarından çok meraklıydım; Televizyon, radyo dinlerdim ve dinlediğim müzikleri de taklit etmeye çalışırdım. İlk olarak ailem bana bir Mandolin aldı. Bir süre bu Mandolin ile çalıştım. İlkokul 4. ve 5. sınıftayken arkadaşlarıma şarkılar, türküler ve marşlar öğretir, koroları yönetirdim. Okul müsamerelerinde görevler alır ve bu görevleri gerçekleştirirdik. Sonra konservatuara girdim ve o şekilde devam ettim." "... Bence insanın bestelerinin kaynağı iki ayağının bastığı yer olmalı. Benim öyle bir felsefem var; insan bir çevrede doğuyor, büyüyor dolayısıyla ayağının bastığı her kültür ürünleri onun için bir kaynaktır. Ben de öyle; ayağımın bastığı bütün kültür ürünlerini bir kaynak olarak görüyorum. En ufak bir şeyden bile bir sanat çıkarabiliyorsunuz bazen. İlle de beste yaparken değil yorumlarken de öyle; o anda bir duygu geliyor içine ve o duyguyu başka bir şekilde yorumlamak veya bir başka şekilde görmek... Aynen Fotoğraf sanatçısı gibi; Fotoğrafçı bir olayı görüyor o olayı onun gözüyle görebilmek çok önemli ve aynı zamanda onu yansıtabilmek de, çünkü bu insanın yaratıcılığına yol açıyor. Onun için ayaklarımın bastığı yer olan şu odada bile beğenebileceğim estetik unsurlar var. Estetik de hayatın bir parçası." "... Sadece Avrupa'yı değil dünyanın diğer ülkelerini de gezdim ve gözlemlediğim; her ülkenin kendine göre özellikleri olduğu. Bu özellikler kendi insanları tarafından ortaya çıkarılıyorlar. Fakat Türkiye'deki özelliklerin hiç birisi kendi insanlarımız tarafından çıkarılmıyor. Türkiye'deki özelliklerin hepsini insanlar, başka ülkelerin insanlarının özellikleri ile çıkartmaya çalışıyorlar. Bu bana çok ters ve çelişkili geldi. Halbuki biz de,... Devamı