03 08 2007

03.08.07

kaydı kayıyor ellerimden sıkıca tuttuğumu sandığım onca şey saçıma düştükçe aklar  hatırlıyorum tutulmazlığını zamanın.   gitti gidiyor belleğimden hep hatırlarım sandığım onca şey başıma saplandıkça ağrılar hatırlıyorum unutulmazlığını yalanların   söndü sönüyor yüreğimden ısıtır beni sandığım onca şey içimdeki nehirlerde yıkandıkça hatırlıyorum tükenmişliğini yaşamın Devamı

01 08 2007

Suyun Beri Yanından Ezgiler VIII -Maria Tanase

Romanya'nın Efsane Sesi   Maria Tanase, 25 Aralık 1913'de Romanya'nın başkenti Bükreş'in Caramidari banliyösünde doğdu. Evde herkesin ortak yanı halk müziğini çok seviyor ve durmadan halk şarkıları söylüyor olmalarıydı. Küçük Maria neredeyse konuşmakla şarkı söylemeyi birlikte öğrendi. Aile bütçesine katkıda bulunması zorunlu hale gelince, çalışmaya başlamak için henüz liseyi bitirmeden okuldan ayrıldı. Tiyatro ve film oyunculuğu yaptı. Operetlerde, müzikallerde şarkı söyledi. Hepsinde başarılı oldu ama söylediği halk şarkıları ile adeta bir efsane haline geldi. Romanya radyosunda halk müziği söylemeye başladı. İçinde yaşadığı sanatçı ve aydın çevresindeki arkadaşları arasında etnolog Harry Brauner ile kardeşi ressam Victor Brauner, gazeteci Stefan Roll gibi 'yahudiler' de vardı. 1927'de kurulduktan sonra kısa sürede gelişip, II. Dünya Savaşı'na kadar etkinliğini sürdüren, Yahudi düşmanı, faşist, "Demir Muhafızlar" örgütü, yahudilerle arkadaşlık kurduğu gerekçesiyle Maria Tanase'yi de kara listeye aldı. Doldurduğu plaklar, Romanya Radyosu'ndaki program kayıtları 1940 yılında "Demir Muhafızlar" tarafından tahrip edildi. Romen halk müziğini dejenere ettiği gerekçesiyle radyo programları kaldırıldı. Bu gelişmeler üzerine 1941 yılı ilkbaharında Istanbul'a geldi ve bir süre Taksim Gazinosu'nda şarkı söyledi. "Demir Muhafızlar"ın gözden düşmesi ile birlikte, ülkesinde yeniden yıldızı parladı. Savaşın bitmesi ile birlikte, ülkesinin sanat temsilcisi olarak dünyanın dört bir yanında konserler vermeye başladı. 22 Haziran 1963 günü akciğer kanserinden öldüğünde, bir zamanlar kendisini kara listeye alıp sürgüne gönderen ülkesinin, daha sonra kendisine verdiği "Ordinul Muncii" (Etkinlik Madalyası), "Premiul de Stat" (Devlet Büyük Ödülü), "Artista Emerita" (Üstad Sanatçı) madalyalarının sahibiydi. Bugün ise, Romen sanatının efsaneleri arasında yer alıyor ve "Romanya'nın Edith Piaf'ı" olarak kabul ediliyor.  ... Devamı

01 08 2007

01.08.07

http://rapidshare.com/files/46519004/DKBA.rar.html   Bakalım ne kadar beğeneceksiniz. El yapımı olan şiir kitabım Seth Yayınlarının katkısıyla e-kitap olarak (eh anca.) çıkmış yukarıdaki adrese yüklenmiştir. Merak edenler, okumak isteyenler buradan indirebilir. Belki de bu diğer internet şairleri için de bir yol olur ve kendi yollarını buna göre açarlar. Şimdi eve dönüp hummalı bir çalışma (tabi ki yemek) yapmam lazım. Okuyan, eleştiren ve değerlendiren herkese teşekkür ederim. Devamı

31 07 2007

31.07.07

Ayın sonu. Benim için ise hızlı bir temponun başlangıcı. Bu ay içerisindeki tek tatilim Barışarock.Ama bakalım ona da gidebilecek miyiz? Bugünlerde hummalı çalışmalardan birisi de kendi şiirlerimi topladığım kiabım. Bakalım ne kadar beğeneceksiniz. Tamamen e-kitap olarak yollamayı ve birkaç şanslı insana göndermeyi istiyorum. Gerçi merak edenler yorum olarak istesinler :) ben hemen yollarım :P Şimdilik bu kadar. Devamı

29 07 2007

29.07.07

Evde sinema keyfi.Başka not yok. Devamı

25 07 2007

Minnet

Minnet ne zordur, ne de kolay. Kedi ciğeri bırakıp gittiğinde Biter kasaba olan minneti.   Devamı

24 07 2007

Suyun Beri Yanından Ezgiler VII - "Kafe Aman" Şarkıları

"Kafe Aman" denilen yerler ilk kez XIX. Yüzyıl sonunda Yunan kentlerinde ortaya çıktı. Bunlar Yunan burjuvalarının gittiği müzikli kahvelerdi. Buralarda çalınan müzik zengin ve sanatsaldı. Şarkılar çoğunlukla Istanbul, İzmir kökenliydi ve mekanlara adlarını veren "aman... aman..." nakaratları arada bolca geçiyordu. Kafe Aman müziği XX. Yüzyılın ilk çeyreğinde de önemini korudu. Lozan Andlaşması uyarınca gerçekleşen azınlık mübadelesi ile Yunanistan'a göçmek zorunda kalan Anadolu ve doğu Trakya Rumları kendi gelenek, görenek, kültür ve müziklerini de birlikte götürdüler. Savaş mağlubu Yunanistan'ın bunca sığınmacıyı kolaylıkla sindirmesi olanaksızdı, nitekim benimsenmeleri oldukça sert ve yavaş oldu. Gidenler açlık ve işsizlikle karşı karşıya kaldılar. "Rebetis" (Asi, kural tanımayan) terimi ayrı bir yaşam mantalitesi, davranışı, bakışı ve tarzı olan karakteristik bir erkek tipini tanımlıyor. Karakteristik rebetis, toplum dışıdır, kurumsal güçlere meydan okur. Fakat onlara karşı militanca eylemlerde bulunmaz. Toplumsal geleneklerin dışında olduğu izlenimini verir, bununla birlikte yasadışı olmaktan kaçınır, yer altı dünyasıyla kendini özdeşleştirmez. Argo bir dil konuşur, her zaman silah taşır. Bir rebetis yoksul ve sıradandır. İşte bu "rebetis"lerin müziği "Rebetika" 1922 sonrasında ortaya çıktı ve ilk 10 - 15 yıl boyunca yoğun olarak Kafe Aman müziğinin etkisinde kaldı. Bu müziğin karakteristik özellikleri belli bir makamda uzun, feryat figan enstrümantal ve vokal doğaçlamalar, şehvet uyandırıcı kadın sesi, Türk göbek dansına benzer 4/4’lük ölçüyle çalınan ve tahrik edici erotik öğeler içeren çiftetelli tarzı hareketli bir danstır. Solo enstrüman melodisine oktav olarak çalan ikinci bir enstrüman eşlik eder. Kafe Aman'ların müzikal atmosferi Arap ve Türk etkisiyle ortaya çıkmış, güçlü bir oryantal havayı yansıtmaktaydı. Çalgılar ise keman, lavta, ud ve santur idi. "Rebetika"nın gelişmesi ile gerileyen ve 1930'ların sonundan itibaren gidere... Devamı

24 07 2007

You Tube - Soundtracks(VIIII) Hotel Rwanda

  Hotel Rwanda - Million Voices Devamı

24 07 2007

You Tube - Soundtracks(VIII) Tears of the Sun

  Tears of the Sun - The Journey (From Hans Zimmer) Devamı

23 07 2007

You Tube - Soundtracks (VII) İKA -rus

  Gülay - Aşk   İstanbul Kanatlarımın Altında Devamı