| Seth The King |
Cihat AŞKIN - MinyatürlerCihat Aşkın, sadece Türkiye'de değil, dünyada da kendi neslinin önde gelen virtuoz kemancılarından. Genel müzik anlayışını ve 1998 yılında Mehru Ensari'nin piyanosu eşliğinde kaydettiği "Minyatürler" albümünü, kendi ağzından şöyle anlatıyor: "Ben kendimi bildim bileli müzikle haşır neşirdim. İlkokul yıllarından çok meraklıydım; Televizyon, radyo dinlerdim ve dinlediğim müzikleri de taklit etmeye çalışırdım. İlk olarak ailem bana bir Mandolin aldı. Bir süre bu Mandolin ile çalıştım. İlkokul 4. ve 5. sınıftayken arkadaşlarıma şarkılar, türküler ve marşlar öğretir, koroları yönetirdim. Okul müsamerelerinde görevler alır ve bu görevleri gerçekleştirirdik. Sonra konservatuara girdim ve o şekilde devam ettim." "... Bence insanın bestelerinin kaynağı iki ayağının bastığı yer olmalı. Benim öyle bir felsefem var; insan bir çevrede doğuyor, büyüyor dolayısıyla ayağının bastığı her kültür ürünleri onun için bir kaynaktır. Ben de öyle; ayağımın bastığı bütün kültür ürünlerini bir kaynak olarak görüyorum. En ufak bir şeyden bile bir sanat çıkarabiliyorsunuz bazen. İlle de beste yaparken değil yorumlarken de öyle; o anda bir duygu geliyor içine ve o duyguyu başka bir şekilde yorumlamak veya bir başka şekilde görmek... Aynen Fotoğraf sanatçısı gibi; Fotoğrafçı bir olayı görüyor o olayı onun gözüyle görebilmek çok önemli ve aynı zamanda onu yansıtabilmek de, çünkü bu insanın yaratıcılığına yol açıyor. Onun için ayaklarımın bastığı yer olan şu odada bile beğenebileceğim estetik unsurlar var. Estetik de hayatın bir parçası." "... Sadece Avrupa'yı değil dünyanın diğer ülkelerini de gezdim ve gözlemlediğim; her ülkenin kendine göre özellikleri olduğu. Bu özellikler kendi insanları tarafından ortaya çıkarılıyorlar. Fakat Türkiye'deki özelliklerin hiç birisi kendi insanlarımız tarafından çıkarılmıyor. Türkiye'deki özelliklerin hepsini insanlar, başka ülkelerin insanlarının özellikleri ile çıkartmaya çalışıyorlar. Bu bana çok ters ve çelişkili geldi. Halbuki biz de, eğer kimliğimizi ve değerlerimizi biliyorsak kendi özelliklerimizi bu yolla dışarı çıkarmamız gerekiyordu. Böyle bir felsefi açıyla düşündüm ki, Türkiye'deki bir plak şirketi ile Türkiye'deki dinleyiciye hitap edecek ve çok sesli müzik formunda bir albüm verebilirim. Burada "çok sesli müzik" derken de müziği tek sesli veya çok sesli ayırımını yapmıyorum; "kaliteli" ve "kalitesiz" müzik ayırımını yapıyorum. Bunu da uzun zamandır söylüyorum; zira müziğin tek seslisi de çok kaliteli olduğu gibi çok seslisi de çok kalitesiz olabiliyor. Dolayısı ile tarzım ve geçmişim neyse onu yansıtmaya çalıştım. Klasik bir keman eğitimi aldım. Beste eğitimi almadıysam da beste yaptım. Eğitim aldığım Konservatuar da İstanbul Üniversitesi Türk Müziği Konservatuarı'ydı. İşte "ayağımı bastığım tüm kültür birikimlerini toparlasam acaba nasıl olur?" diye düşündüm." "Başka ülkelerdeki örneklere bakıp; mesela Fritz Kreisler veya Pablo de Sarasate gibi sanatçıların yaptığı "Minyatür" besteler var. Sarasate'nin İspanyol Dansları, Kreisler'in Viyana Dansları var. Bu çalışmalar nasıl ki o ülkelerde ulusal ekollerin oluşmasını sağlamışlarsa Türkiye'de de bu ulusal ekolün eksikliği vardı. Hatta belki hala da var. Dolayısı ile ben kendi alanım olan Keman'da o eksikliği kapatmak için 1998 yılında bir projeye başladım. Çağdaş Türk Müziği bestecilerinin bütün keman eserlerini kapsayan bu proje ile 140'a yakın eser ortaya çıkardım ve katalogladım. Mevcut olan bazı eserlerin de bu kataloğa girmesini sağladım. Bu eserlerden bazılarının notalarını edindim, bestecileri ile irtibata geçtim, yaşamayan bestecilerin eserlerini arşivlerden buldum. Daha sonra bu eserlerin yaklaşık üçte birini 1998 yılındaki konserlerde seslendirdim. Ve bu konserlerde seslendirdiğim eserlerden bazılarının da stüdyo kayıtlarını yapıp bu albüm ile yayınladım. İşte meydana gelen o "Minyatürler" albümümde kendi bestelerim, bazı genç besteci arkadaşlarımın benim için bestelemiş oldukları besteler, kendi düzenlemelerim var, dolayısı ile bu üç kategoriyi bir araya getirdim ve albümü "Kalan Müzik" ile yaptım. Bana göre Türkiye'nin en kaliteli plak şirketi olduğu için "Kalan Müzik"ten çıkarttım bu albümü. Onların da Klasik tarzdaki ilk çalışmalarıydı. Şimdi ise daha radikal bazda başka çalışmalar içindeyim." -------------------------------------------------------------------------------- - Temmuz 19, 2008
13.07.08Günler günlerin ardından - Temmuz 13, 2008
31.05.08Bir ankara öğleden sonrası. Kulaklarımda çınlayan Yıldız İbrahimova. Çingene müzikleri ve çingeneleşen ruhum.Dolaşıyor bütün kentlerimi krallığımın. Özlediğim onca kokusu var ki dışarının. Şimdi içinde dolaştığım bu kente, gece uzaklardan bakıyor olmak. Ankara'da, Ankara'sız kalmak. Neyse ki saydığım sayılar düşüyor çifte yakında. Bir öğleden sonra Alsancak çimlerinde içmeyi özledim. Mersin'de kıyı boyunu yürümeyi, Burdur'da çay içmeyi gün batımına doğru. Ankara'da geceleri, Kocaeli'de marina'yı. Yazılacak, yazmak istediğim çok şey var aslında. Ama belki zamanla.
Kaldı 109 Doğumgününde molpadia'nın, düşecek çifte sayımız. İyi ki doğdun kanka. - Mayıs 31, 2008
Jean FERRAT - IJean FERRAT 26 Aralık 1930'da Paris yakınındaki Vaucresson'da doğdu. Dört çocuklu, orta halli bir yahudi ailenin en küçük cocuğuydu. Aile 1935'de Versailles'a taşındı. Öğrenim gördüğü Jules Ferry kolejine ailenin gerçek soyadıyla, yani Jean Tenenbaum olarak kaydedilmişti. Sahne ismi Ferrat, daha sonra gelecekti. II. Dünya Savaşı sırasında Fransa, Almanlarca işgal edilince, babası diğer yahudilerle birlikte Auschwitz toplama kampına gönderildi ve orada öldü. Jean'ın aile bütçesine katkıda bulunmak için artık çalışması gerekiyordu. 1950'li yılların başlarında Paris gece klüplerinde, Jean Ferrat adıyla şarkı söylemeye naşladı. 1956 yılında, hayranı olduğı şair Louis Aragonun "Les yeux d'Elsa" (Elsa'nın gözleri) şiiri için yazdığı müzik, dönemin gözde şarkıcısı André Claveau tarafından söylenince, ilk kez şarkı yazarı olarak adı duyuldu. 45 devirlik ilk 'single' 1958'de piyasaya çıktı ama başarılı olamadı. 1959 yılında, ileride dostu ve iş ortağı olacak, yayımcı Gérard Meys ile tanıştı ve işler bundan sonra düzelmeye başladı. Dev plak şirketi 'DECCA' ile sözleşme imzaladı. 1960'da çıkan ikinci 45'lik "Ma Môme" başarılı oldu. 1961'de, kendi şarkılarından bazılarını söyleyen şarkıcı Christine Sèvres ile evlendi. Ard arda gelen şarkılar artık başarılıydı. 1963'de çıkan ve tıpkı kendi babası gibi toplama kampına götürülen yahudileri konu alan "Nuit et Brouillard" (Gece ve Sis) Charles Cros Akademisi'nin dağıttığı "Grand Prix du Disque" ödülünü aldı. 1973'de sahneye çıkmayı bırakan Ferrat, müziğe katkıları nedeniyle 1990 yılında SACEM (société des auteurs, compositeurs et éditeurs de musique / yazarlar, besteciler ve müzik editörleri derneği) tarafından ödüllendirildi. Fransız Komünist Partisi'ne yakın görüşleriyle tanınan Ferrat, sisteme yönelik eleştirileri ile de ön plana çıktı. Kendi alanıyla ilgili olarak, müzik şirketlerini yaratıcı sanatçılara olanaklar sunmaktan çok, kendi keselerini doldurmaya uğraşmakla suçladı. 1962 - 72 yılları arasında, yani en üretken olduğu dönemde Barclay plak şirketi ile yaptığı kayıtların orijinal bantları, 1980 yılında müzik endüstrisinin dev kuruluşu Polygram tarafından satın alınınca, "kayıtları içeren bantlar onların olabilir ama şarkılar hala benim" diyerek stüdyoya girdi ve el değiştiren bantlardaki yüzün üzerindeki şarkının yeniden kayıtlarını yaptı. 2 hafta boyunca şarkılarından örnekler dinleyeceğimiz Jean Ferrat için, Enis Batur, ilginç bir gözlemde bulunmuş: "XX. yüzyılın ikinci yarısında yeni bir 'troubadour' biçimi ortaya çıktı: Bob Dylan, Leonard Cohen, Brassens, Jean Ferrat, Léo Ferré, Paolo Conte gibi şarkıcılar, 'söz'ü 'şiir'in burçlarına taşırken kunt kişilikler geliştirdiler: Yalnızca görünüşleri, yaşama biçimleriyle değil, etik duruşları, değer sistemleri ve dünya görüşleriyle de döneme damgasını vuran 'show business'in kurallarını, siyasetini hiçe saymayı bildiler. Onların birer 'star' olmadıklarını, tam tersine, amaçlarının 'adam' olmaktan öteye geçmediğini iyi-kötü herkes anladı, kişiliklerine ve yapıtlarına saygı duyuldu. Çoğunun geri çekildiğini, birer 'magazin' unsuru haline getiriliriz korkusuyla mahut çevrelerden uzak durduklarını görüyor, gözlemleyebiliyorduk." Jean FERRAT - I 01 Fête aux Copains Georges Coulonges, Jean Ferrat (2:28) 02 Nomades Michelle Senlis, Jean Ferrat (2:51) 03 L' Homme À l'Oreille Coupée Claude Delecluse, Michelle Senlis, Jean Ferrat (3:12) 04 Noctambules Claude Delecluse, Michelle Senlis, Jean Ferrat (2:12) 05 Ma Môme Jean Ferrat (1:58) 06 J'Entends, J'Entends Louis Aragon, Jean Ferrat (3:07) 07 Deux Enfants au Soleil Claude Delecluse, Jean Ferrat (2:37) 08 Quatre Cents Enfants Noirs Michelle Senlis, Jean Ferrat (2:55) 09 Nuit et Brouillard Jean Ferrat (3:16) 10 Nous Dormirons Ensemble Louis Aragon, Jean Ferrat (2:22) 11 Montagne Jean Ferrat (3:07) 12 C'Est Beau la Vie Claude Delecluse, Michelle Senlis, Jean Ferrat (2:45) 13 Belles Étrangères Michelle Senlis, Jean Ferrat (2:48) 14 Au Bout de Mon Âge Louis Aragon, Jean Ferrat (2:19) 15 Potemkine Georges Coulonges, Jean Ferrat (2:54) 16 Je Ne Chante Pas Pour Passer le Temps Jean Ferrat (2:38) 17 Sabre et le Goupillon Jean Ferrat (2:45) 18 Que Serais-Je Sans Toi Louis Aragon, Jean Ferrat (3:07) 19 On Ne Voit Pas le Temps Passer Jean Ferrat (2:19) 20 En Groupe, en Ligue, en Processin Jean Ferrat (2:54) 21 C'Est Toujours la Première Fois Jean Ferrat (2:57) 22 Maria Jean Ferrat (3:11) 23 C'Est Si Peu Dire Que Je T'Aime Louis Aragon, Jean Ferrat (2:54) 24 Cuba Si Jean Ferrat (2:52) 25 Un Jour un Jour Louis Aragon, Jean Ferrat (4:56) Kaynak : http://muzik.gslportal.org/voxmundana/aciklama/j_ferrat.htm Dinlemek İçin : http://muzik.gslportal.org/voxmundana/j_ferrat.htm - Mayıs 12, 2008
Yıldız İbrahimova - Voice of Rainbow
Yıldız Ibrahimova -------------------------------------------------------------------------------- Dinlemek İçin : http://muzik.gslportal.org/voxmundana/ibrahimova_rainbow.htm - Mayıs 12, 2008
Nisan Yağmuru
bir nisan yağmuru gibiydi hüznüm
bir nisan yağmuru gibiydi hüznüm ankaranın yalancı baharlarından ve dolup boşalan sokaklarından ötesine ulaşan
esmeray çalıyor şimdi. yeniden müzik dinlemenin ilhamından e güzelliğinden olsa gerek birşeyler karalayasım geldi. ve bitmeden yazım evlerinin önü mersin'e geçti de bu liste bana egeyi de özletti akdenizi de. - Mayıs 11, 2008
28 Days Later
130 Days Left To Be Free Again - Mayıs 10, 2008
Askerlik
5 ay 5 gün sonra görüşmek üzere. - Nisan 10, 2008
Yıldız Ibrahimova - Marcanja e Romeskere Gilya
Yıldız İbrahimova, 8 Nizan 1952'de Bulgaristan'da, Silistre'de doğmuş. Sofya Çocuk Müzik Okulu'nda aldığı piyano eğitiminin ardından, Sofya Müzik Lisesi'ni birincilikle bitirip, Bulgar Devlet Müzik Akademisi'nde şan eğitimi ile öğrenimini tamamlamış. İbrahimova, Tam 4 oktav gibi olağanüstü geniş bir aralığa sahip sesi ile farklı olduğunu hemen belli eden bir kolaratur soprano. Özgür doğaçlama ustalığı, Rus Çingene Romanslarından folklora ve caz şarkılarına varıncaya kadar geniş bir ilgi alanı var. Sahip olduğu ses aralığının peslerine göre opera eseri olmadığı, böyle besteler yapılmamış olduğu için, sesinin ancak bir bölümünü kullanabilecği operayı bırakıp, tüm ses aralığını değerlendirebildiği cazı seçtiğini söylüyor. 18 Nisan 2007'de yaşama veda eden eski Ankara belediye başkanı, milletvekili ve devlet bakanı Ali Dinçer ile evlenerek 1993 yılında Türkiyeye yerleşen Yıldız İbrahimova ile ilgili, 2006 yılında AKSİYON dergisinde yer almış bir yazıya buradan erişilebilir. Gerçekten olağanüstü bir sese ve yeteneğe sahip olan Yıldız İbrahimova, 1998 tarihli "Marcanja e Romeskere Gilya" (Marcanja - Çigan Romansları) albümü için şöyle diyor: "Marcanja benim iki yıl önce yaptığım son albüm ve çigan romansları müziğini içeriyor. Ancak, sadece çigan müziği değil, içinde klasik müzikten de motifler var. Örneğin; Franz List'in İkinci Macar Rapsodisi, Brahms'ın Birinci Macar Dansı, Sarasate'nin Çigan Havaları, aynı zamanda caz doğaçlamaları yani üç tür müzik var. İçinde ağırlıklı olarak tabii ki çigan müzikleri var. Bu aslında Rusça, Rus çingenelerin, doğu Avrupa romanlarının müziği ama çok da popüler. "Siyah gözler" gibi şarkılar da var. Böyle bir karışım yaptım. Bu albümde Bulgar müzisyenler var, birçoğu cazcı. Ama kemancımız roman asıllı ve tam da bu müziği bilen birisi. Sahne performansı da çok güzel, çok güzel dans ediyor. Zaten hepimiz sahnede dans ediyoruz."
--------------------------------------------------------------------------------
- Nisan 10, 2008
Youtube - Bosnian Sevdah Songs IV
Kad ja podjoh na Bentbasu - Mart 29, 2008
|
Seth The King![]()
Ana Sayfa
Profil Gecmis Yazılar Dostlar Yasemen İstanbulist GSLportal Sanalruh Degirmenlere Karsi
Son Yazılar
Kategoriler
Dostlarım
|