Seth The King

Martı - Jonathan Livingston

Kategori: Kitap

 

 

Kural : "gerçek doğasını, bilinen tüm rakamları aştığı, zamanın ve mekanın ötesine geçtiği zaman yaşayabileceğini bilmesiydi."

00:55 - Mart 7, 2007 - yorum {yok} - yorum yaz

Buket Uzuner - Karayel Hüznü

Kategori: Kitap

 

"Kendimi daima herşeyin ve herkesin dışında, adamakıllı uzağında hissederdim. En yakın olduğum yer sınır çizgisiydi. Daha öteye geçmezdim. (...)En kalabalık olduğum yer kendi içimdi."

 

İlk okuduğumda bu kitabın bana neden verildiğini anlamamıştım. Üzerinde sarıyla çizili yerleri okuduğumda ise, herşey için çok geçti. Eminim sizden yardım için sarı çizgiler çizecek bir eski sevgiliniz olmayacaktır. Ve siz bundan tam 7 koca yıl sonra, o sarıyla çizili yerleri buraya yazma gereksinimi duymayacaksınızdır.

 

Ama yine de kitabı okumanızı isterim.

 

00:45 - Mart 7, 2007 - yorum {yok} - yorum yaz

Buket Uzuner - Karayel Hüznü

Kategori: Kitap

"Ve onun yüzünün bir yanı çocukluğundan beri gülmemeye mahkum edildi."

 

"En kalabalık olduğum yer kendi içimdi."

 

"Hüznün gölgelemediği bir sevinç yaşamanın tadını hiç bilemem ben. Hiç bilemedim."

00:32 - Eylül 6, 2006 - yorum {yok} - yorum yaz

Kumral Ada, Mavi Tuna

Kategori: Kitap

Bu kitabı ilk gördüğümde, AŞTİ'de, Serap'la sonun başlangıcına doğru gittiğimiz bir dönemecin başlangıcında duruyorduk. Ya da daha sonrası... Tam tarihi hatırlamıyor olsam da, bu kitabı yol boyu yarım yamalak okumak yerine, eve gidince soluksuz okumayı tercih etmiştim.

Okuduğumda ağladığımı hatırladığım nadir kitapların arasına yer alır. sonrasında ise Kızım'a Ada ismini vermeyi düşündüm hep.

 


"Ve dostluğun insanın içine düştüğünü hissetmek için bir dakika bile uzundur bazen�"


Buket Uzuner herkese okumayı sevdirebilecek bir yazar... Benim için Türk yazarları (hatta tüm yazarlar) içerisinde bambaşka bir yeri olan, içinden taşan sevgisini kitaplarına da başarıyla yansıtabilmiş bir yazar Buket Uzuner. Onun yazılarını okuduğunuzda hemencecik teslim oluveriyorsunuz tüm düşlere, içmeden sarhoş olmanız işten bile değil, yazıları sizi gecenin sürüklediği aşırı dozda mutluluğa doğru götürüyor çoğu zaman� Kumral Ada & Mavi Tuna'yı okuduğum zaman Viyana'daydım ve Tuna nehrine baktıkça Uzuner'in sorduğu "Gıpgri olan bu nehre neden mavi denmiş acaba?" sorusunu kendime sormadan edemiyordum! Herşeye rağmen güzel, çok güzeldi Tuna, tıpkı bahsetmekte olduğum kitap gibi. Bu kitabı okumaya başlar başlamaz "zamansız" sandığınız şeyler için asla zamanının geldiğini kabul edemediğinizi anlar ve kendi içsavaşınızı da anlamaya çalışırken bulursunuz kendinizi; anlamaya ve tabii çözümlemeye. Kendi çelişkilerinizi bilemem; ama kitaptaki içsavaşın sonucunu öğrenmeniz çok zaman almaz çünkü başladınız mı elinizden bırakamayacağınız ve bitince de gerçekten üzüleceğiniz bir yapıt bu. Sadece roman dersek yanılmış oluruz, bu kitapta aynı zamanda psikolojik tahliller, felsefi yorumlar ve günlük hayattan alıntılar bizleri bekliyor Uzuner'in diliyle� Hayatımızı saran ve tüm hareketlerimizi etkileyen, tüm doğrularımızı değiştiren, bizleri sürüklemesine engel olamadığımız büyük dalgalar gibi olan tutkularımız (Yunanca'da "dalgas" kelimesinin tutku anlamına gelmesi sadece tesadüf olabilir mi?) ve karşı koyamadıklarımız, belki ulaşılmaz gibi göründüğü belki de idealize ettiğimiz için erişmek için çok çaba harcadığımız hedeflerimiz ve aşklarımız, bile isteye yaptığımız hatalarımız ve tüm çılgınlıklarımızla yüzleştiriyor bizleri yazar. Sadece çelişkilerimizi kendimize itiraf etme cesaretini gösterebilmemiz ve onları halının altına süpürmeye kalkışmayışımız konusunda bize destek vermesi için bile bu kitabı okumaya değer!

11:03 - August 16, 2006 - yorum {4} - yorum yaz

Kalbimi Vatanıma Gömün

Kategori: Kitap

 

Kalbimi Vatanıma Gömün
"Elli adamla bu halkın hepsini boyunduruk altına alabilir ve onlara her istediğimizi yaptırabiliriz."

Dee Brown 1970 yılında yazdığı bu inceleme kitabıyla yalnızca usta bir tarihçi değil, iyi bir yazar olduğunu da ispatlıyor. "Kalbimi Vatanıma Gömün" bir Amerikalı'nın Kizilderilierle ilgili yazmış olduğu en gerçekçi kitap sayılıyor. Yazarın yoğunlaştığı dönemin 1860 - 1890 arası olduğunu görüyoruz.

 Kizilderiliere Indian'lar adını ilk veren Kristof Kolomb’tu, çünkü Hindistan'da olduğuna inanıyordu. Kolomb Kizilderilier'le ilgili İspanya Kraliçesine şöyle yazar: "Yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına Majestelerin önünde ant içebilirim. Komşularını kendileri kadar seviyorlar, konuşmaları son derice tatlı ve kibar, konuşurken hep gülümsüyorlar. Bu sözlerin hemen ardından ise şöyle yazar: "Elli adamla bu halkın hepsini boyunduruk altına alabilir ve onlara her istediğimizi yaptırabiliriz.” Kolomb'un 1492'de Amerika'ya ayak basmasının üzerinden on yıl bile geçmeden yüzbinlerce Kızılderili yokedildi.     

1829'da Kizilderilier 'in Keskin Bıçak adını taktığı Andrew Jackson Birleşik Devletler Başkanlığı görevine getirildi. Sınırdaki görevi sırasında Keskin Bıçak ve askerleri binlerce Cherokee'yi, Chicksaw'u, Choctow'u kılıçtan geçirdi.

Beyaz adamın savaşları, taşıdığı hastalıklar  ve viskilerden dolayı Kızılderili nüfusu çok azaldı ama onları esas mahveden Kalıcı Kızılderili Sınırı (Reservation Areas) olmuştu. Kizilderilier Sınırı devlete ait toprakların Kizilderilier için bir kenara atılmasıydı. Amaçları Kızılderili topraklarını adım adım ele geçirmekti. Washington'daki   siyasetçiler "Kalıcı Kızılderili Sınırı"nı haklı göstermek için "Kader Bildirisi"ni (Manifest Destiny) icat ettiler. Avrupalılar ve torunları kader tarafından bütün Amerika'yı egemenlikleri altına almaya zorunlu kılınmışlardı. Onlar üstün
ırk olduklarına inanıyorlardı.

1890'da Yaralı Diz (Wounded Knee) Sioux katliamı Kizilderilierin sembolik olarak özgürlüğünün sonu oldu. Herşey Kizilderilier arasında beyaz adamı topraklarından kovacak bir kurta- rıcının geleceği inancının doğuşuyla başlar. Bu inancın ortaya çıkardığı Hayalet Dansı gittikçe yaygınlaşır. Amerikan Hükümeti Hayalet  dansından korkarak orduyu Kizilderilier'in üstüne salar. Yaralı Diz'de bulunan 350 kadın, erkek ve çocuktan  yaklaşık 300 'ü öldürüldü. Katliamı yaşayan Kara Geyik o gün bir başka şeyin daha öldüğünü söyler: "O zaman kaç kişinin öldüğünü anlayamamıştım. Şimdi kocamışlığımın şu yüksek tepesinden gerilere baktığımda, yerde birbirleri üzerinde  yığılı duran boğazlanmış kadınları ve çocukları hala o genç gözlerimle görebiliyorum. Ve orada, o çamurun içinde bir şeyin daha öldüğünü ve o kar fırtınasına gömüldüğünü görebiliyorum .Evet bir halkın düşü öldü orada..."

Dee Brown eserinde yalnız Batı Amerika Kizilderilierin tarihini değil, kırk dokuz ünlü şefin, karılarının ve savaşçılarının fotoğrafları, Kizilderilierin kendine özgü dilleriyle yaptıkları tanıklıkları, şarkılar, silah zoruyla yokedilmiş bir ırkın bütün
gelenekleri ve hayatı usta bir dille anlatıyor. Kitabın ilk baskısı 1973 yılında E yayınları tarafından yayımlanmıştır. İkinci baskısı 1990 yılında yine e yayınları tarafından yayımlandı.

 

Kaynak : http://www.birikinti.com/kitap/vatan.htm

 

Y.N : Bu kadar iyi yazılmış bir yazıyı almak kolaylığa kaçsa da yazarı yeniden tebrik etmem gerekiyor. 

ayrıca bakınız : http://muzik.gslportal.org/voxmundana/indian.htm

22:36 - Mayıse 1, 2006

Sayfa Başı Sayfa Sonu

Seth The King

Ana Sayfa
Profil
Gecmis Yazılar
Dostlar
Yasemen
İstanbulist
GSLportal
Sanalruh
Degirmenlere Karsi Son Yazılar
- Happy Birthday
- Şampiyon Beşiktaş
- Taşındım Taşınıyorum Derken
- Selanik Türküsü
- Not Here Not There...
- Elvis Presley
- Thailand, Samui Adası'ndan Müzik - Ko Samui
- Bob DYLAN (Robert Allen Zimmerman)
- Gölgeler
- Cihat AŞKIN - Istanbulin
Kategoriler
Dostlarım
saraykoy
pardus007
mansur
guleviya
kenaryazilari
annira
silentwater
adigemyimake
leyll
arkadasevibulteni
sinefil78
emrahkural
neefreth
kayipdusler
deathdiary
sokakkizi
koyunali
penguenlerim
shibuki
ucarcocukevi
istanbulist
cannfatih
belalibit
alternatifblog
yasemennn

Get Your Own Player!




Sende Cal!